Sanallaştırma gerçekten “doğru” çözüm müdür?

//Sanallaştırma gerçekten “doğru” çözüm müdür?

Bir sanallaştırma trendi sardı sektörü gidiyor. Son birkaç senedir ciddi yatırımlar yapılmakta ve sistemler her geçen gün biraz daha gelişmekte. Tam bu büyümenin ortasında “acaba sanallaştırmak her zaman için doğru çözüm müdür? “ diye henüz sormadıysanız kendinize. Bu yazı sizin için.

Önce kabaca sanallaştırma tabirinden ve avantajlarından bahsedelim. Basit bir şekilde sanallaştırmayı şöyle bir örnek ile açıklayalım.

Ahmetin bir hosting firması vardır. Ahmet internet üzerinde devamlı reklam veriyor ve bunun dönüşlerini  fazlasıyla alıyordur. Ancak büyüyen müşteri sayısı devamlı yeni sunucular almayı gerektirdiğinden dolayı Ahmet bir süre sonra sanallaştırma denen meseleye merak sarar. İlk etapta kendisine low-end bir storage, ardından node olarak kullanabileceği birkaç sunucu alır, veya elindeki sunucuları bu amaçla yeniden düzenler. Bu seçenek Ahmetin gözüne daha cazip gelir. Zira her yeni sunucu açma ihtiyacı, sadece birkaç dakikasını alacaktır. Eğer sunucularının CPU ve Memory limitleri yetersiz gelirse, tek yapması gereken node olarak kullanabileceği bir sunucu almak ve birkaç dakikada hazır hale getirmek olacaktır. Bütün sunucularını tek bir controller ile yönetebilecektir. Ayrıca bu sistemi kullandığı için ciddi manada para tasarruf edecektir.

İlk bakışta çok muhteşem görünen bu peri masalı, bir gece ansızın bitebilir.

Sanallaştırmanın getirdiği en büyük dezavantaj, altyapının stres testleri yapılmadığında gün yüzüne çıkacaktır. Bunları örneklendirmek gerekirse;

1.)Eğer storage üzerinde kullandığınız dosya sistemi, ve bu storage üzerinde bağlı bulunan sanallaştırma yazılımınız IO yani disk kullanımını limitlemiyorsa, kucağınızda nur topu gibi bir sorun var demektir. Sanallaştırdıgınız sunuculardan birtanesi IO kullanımını abartır ise, bu bütün sistemi etkileyebilir, size uykusuz geceler yaşatabilir.

2.)Sanallaştırmadaki en temel mantık “yedekli çalışmaktır”. Örneğin elinizin altında kullandığınız bir node bozulduğu anda, o node üzerindeki sunucuları aktarabilecek boş bir sunucunuzun olması gerekir. Bu yok ise, yük hali hazırda dolu olan sunuculara aktarılır. Böyle bir durum madde 1 de oluşan durumun aynısıdır. Uykusuz geceler sizi bekler.

3.)Aynı şekilde storage replikasyonu yapılmadı ise, storage altyapısında oluşacak bir sorunu çözmek size çok pahalıya mal olacaktır. Karşınıza çıkabilecek sorunlar, tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük zararlar oluşturabilir. Replikasyon yapmak arabanızı olası bir kazaya karşı kaskolamak gibidir. Bir maliyet gözden çıkartmalı, replikasyon yapmalısınız. Bunu yapmamak beraberinde çok ciddi bir risk getirir.

Bunlar ve benzeri senaryolar düşünüldüğünde, sanallaştırma yanlış bir seçimdir gibi düşünülmesi yine bir başka yanlış olacaktır. Zira eğer bu aşamaları sorunsuz atlatabilirseniz, para kazandıkça yatırımınızı geliştirir, daha güvenilir hardware çözümlerine yönelebilirsiniz. Ancak bu riskleri yok saymak, ucunda para olacağını düşünerek hiç bilmediğiniz bir mağaraya girmekten farksızdır. Sonunda ışığıda bulabilirsiniz, bir dipsiz kuyuya düşüp kurtarılacağınız günüde bekleyebilirsiniz.

By |2016-10-18T12:10:54+00:00Nisan 5th, 2012|İçerik|Sanallaştırma gerçekten “doğru” çözüm müdür? için yorumlar kapalı

About the Author:

Şuan çalışmakta olduğu Softcom Türkiyeden önce, Tarmhost adında bir hosting firmasının sahibiydi. Tarmhost Softcom tarafından satın alınmadan önce firmadaki tüm işleri kendi başına yönetti. Satış, Marketing, Finans ve Operasyonel işlerin tamamı ona, sistem yöneticiliği dışında "hosting nasıl satılır?" sorusunun cevabını öğretti. Tarmhost'tan önce ise Buğra Tech firmasında bussiness developer ve IT yöneticisi idi. Sistem yöneticiliği dışında irili ufaklı birçok start-up'da IT yöneticiliği yaptı. Halen Softcom Türkiyede System yöneticisi olarak profesyonel çalışma hayatına devam etmektedir.